Karanlıktan Aydınlık Merdivenlerle Çıkarken Son Basamak Bizden     

 

Algıya Dayalı Bilimde Tıkanıklık

II. Nuh'un gemisi projemde bilimsel raporlarla açıklandığı gibi gezegenimiz her geçen  gün yaşanamaz hale gelirken, bu duruma dur diyebilecek, bizi kurtarabilecek bilim ve teknolojide de ne yazık ki ciddi bir tıkanıklığa doğru gidiyoruz. Gezegenimizde yakın zamanda öngörülen yaşanamaz dönemi için uzayda yaşam alanları kurmayı bir çıkış noktası olarak düşünebiliriz ama, yakın zamanda bilimde yaşayacağımız tıkanıklık içine düşeceğimiz yaşanamaz gezegen ortamından bizi çıkaracak bilgi ve tecrübeye sahip olamayabilir.

Ünlü bilimci Bertrand Russel’in gökbilimi üzerine bir söylevinde, Dünyanın güneş etrafında nasıl döndüğünü, güneşin galaksi denen uçsuz bucaksız yıldızlar kümesi tarafından nasıl devindiğini anlatır. Konuşmasının sonunda salonun en arkasında oturan ufak tefek yaşlı bir bayan ayağa kalkar ve “Bütün söyledikleriniz saçma sapan şeyler. Aslında dünya dev bir kaplumbağanın sırtında bir tepsi gibi durmakta” der. Bilimci ise yüzünde esaslı bir gülümseme ile yanıtlar: “Peki ya kaplumbağa neyin üstünde duruyor?”. “Sen çok akıllısın delikanlı, çok akıllı” der yaşlı bayan, “Ama ondan aşağısı hep kaplumbağa!”

  İkinci yüzyılda yaşayan Batlamyus geliştirdiği gökbilimsel modelde gökyüzüne iç içe geçmiş 7 küre şeklinde tanımlamış buna göre tanımlar yapmış ama sonunda “En son kürenin dışında ne olduğunu ise hiçbir zaman açıkça ortaya konmamıştı ama zaten ondan ötesi, insanoğlunun gözlemleyebildiği evrenin bir parçası değildir. elbette” demektedir.

  Dolayısıyla benim veya insanlığın yapacağı bütün modeller ve tanımlar içinde bulunduğumuz boyutun yaradılışımız gereği müsaade edilen algılama sınırları içinde olacak ve Yaratıcı katı dediğimiz asıl boyutlar ötesi zaman ve mekan kavramları olmayan bölgeyi kapsamayacaktır.

              Eğer boyutlar arasındaki sınırları belirleyen şey bilgi ve algılama seviyesiyse bizim bir üst boyuta geçebilmemiz için içinde bulunduğumuz boyutla ilgili tanımları tamamlamamız gereklidir. (Bu boyutun bilgi ve tecrübelerini kazanmadan bir üst boyutu algılamamız için gerekli  bilgi ve algılama düzeyine ulaşabileceğimizi sanmıyorum.) Bu durumda içinde bulunduğumuz boyutta yakın gelecekte yaşayacağımız ve bizi bir üst seviyeye taşıyacak çözümü bulamamızı sağlayacak bir tıkanıklığı açıklamak istiyorum.

  İçinde yaşadığımız boyutta birleşik insanlığın bilgi ve tecrübe seviyesinin artışı insanlığın bu güne kadar kazanmış olduğu bilgi ve tecrübelerin yeni yetişen nesillere aktarılması onların da bu aldıkları bilgi ve tecrübeleri yeniden yorumlayarak daha ileri götürmesine dayanan adeta bir bayrak yarışıdır. Bu sistemin başarısını etkileyen başlıca iki kriter vardır.

1.      İnsan Ömrü

2.      Bilgi ve Tecrübenin İnsana Aktarılma Hızı

1.                  İnsan Ömrü; Bilim adamları; “şunu yaparsanız ömrünüz şu kadar artar, şunu yaparsanız ömrünüz bu kadar azalır” diyorlar ama gerçekte o insanın ömrü ne kadardı da ne kadar arttı veya ne kadar azaldı kimse bilemez. Ama söyledikleri şeyler insan ömrünün süresini değil, sürenin nasıl geçirileceğini belirleyebilir diye düşünüyorum. İnsan ömrü gibi çok anlık bile olabilecek belirsiz bir kriter olduğundan, şimdilik ciddi bir değişiklik yapılamadığını kabul ederek o alanla pek ilgilenmiyorum.

2.                  Bilginin İnsana Aktarılma Hızı;

Bir insanın bir bilgi ve tecrübeyi edinebilmesi veya başkasının bilgi ve tecrübesini alabilmesi için ilk önce o bilgiyi beynine aktarması, sonra aldığı bu bilgi ve tecrübeyi işlemesi ve elde ettiği verileri iletişim kanalarından biri veya birkaçı aracılığı ile diğer insanlarla paylaşması gerekir. Burada da görüldüğü gibi insanlığın gelişmesini insanın bilgiyi beynine alma ve verme hızı belirlemektedir.

Yaratılıştan günümüze insanın beynine aktarması gereken bilginin miktarını belirleyen araç iletişimdir. bununda tarihsel aşamaları, 

  1. Konuşmaya Başlaması, Grup üyelerinin bilgi ve tecrübesi, 
  2. Yazının bulunması, Topluluklar arasında ve zaman dilimleri arasındaki bilgi ve tecrübe
  3. Birinci İletişimin döneminin Kurulması (Dünya çapında çoğunlukla tek yönlü iletişim)

-         Radyo ve Televizyon, tek yönlü iletişimdir.

-         Telefon, çift yönlü gibi gözüken ama genelde tek yönlü iletişim.

4.      İkinci İletişim Dönemi (Global Haberleşme), bilgisayarın bulunması ve internetin kurulması. İletişim (yazılı, sesli ve görüntülü) online olarak yapılabilir

Görüldüğü gibi zaman ilerledikçe dünyanın dört bir tarafında insanlığın kazandığı bilgi ve tecrübe hızla artmakta iletişim geliştikçe de insan ömrüyle sınırlı zaman içinde insanın beynine aktarılması gereken bilgi ve tecrübe miktarı da büyük bir hızla artmaktadır.

             Yüzyıllar boyu iletişim araçlarında dolayısıyla bilgi ve tecrübenin paylaşımında ciddi aşamalar kaydedilmesine rağmen insanın bilgi birikimini algılama sistemi beş duyu ile sabit kaldığından insanın bilgiyi algılama hızı pek değişmemiştir. Bunun sonucunda da devamlı genişleyen fakat bu değişime uygun olarak yenilenmeyen su, kanalizasyon elektrik gibi altyapı çöküşünün getirdiği sorunları yaşayan bir şehrin sorunları  yaşanacaktır.

Ayrıca, bu sistem ne yazık ki, söylenmedik ve yazılmadık bir çok bilginin aktarılamadan kaybedildiği kayıpları çok yüksek bir iletişim (eğitim) sistemidir. Öğretmenler dahi öğrencilerine sahip oldukları bilgi ve tecrübeyi tam olarak aktaramıyorlar. Bu gün yetişen nesillerin çoğu alması gereken bilgi miktarındaki aşırı artıştan dolayı çocuklarını yaşayamadan sadec bilgi almaya yönelik eğitim sistemlerinde yetiştirilmesine rağmen hem sorunlu hem de hala bir çok eksikliklerle yetişiyorlar. Tabiiki bu ilkel yapı da insanlığın gelişimini  ciddi şekilde aksatmaktadır. (Tıpkı Rusya’dan binlerce kilometrelik borularla doğalgazı Ankara’ya getirip duvardaki bir kutunun içinde ateş yakıp o ateşin ısısıyla ısıtılan suyu evdeki boruların içinden duvardaki radyatöre ulaştırıp, sonrada evi ısıtmak kadar ilkel ve kayıpları çok yüksek bir sistem)   

 Branşlaşma bu sorunu giderme yolunda atılan önemli adımlardan bir tanesidir, ama uzun vadeli bir çözüm olmadığından bu bizi bir süre idare emiş gibi görünse de sistemi yavaşlatmıştır. Bu çözümde her zaman parçaları birleştiren ve zor bulunan özel birine ihtiyaç duyulmaktadır.

Mevcut ilkel öğrenme yöntemleri ne kadar gelişirse gelişsin aktarılması geren bilgi karşısında insan ömrünün süresinden dolayı yetersiz kalacaktır. Bu durumda insanlık yerinde saymaya dolayısıyla gerilemeye başlayacaktır. Bu nedenle insanlık insan beynine hızlı ve kayıpsız direkt bilgi aktarma yöntemlerine yönelmek zorundadır.

              Eğitimdeki bu tıkanıklığı Stephen Hawking Zamanın Kısa Tarihi adlı kitabında şöyle dile getirmektedir. Stephen Hawking Zamanın Kısa Tarihi isimli kitabında “Ama çağdaş bilim öylesine tekniğe dayalı bir duruma geldi ki, ancak çok az sayıda uzman, gereken matematik araçları uygulayabilecek kadar ustalaşabiliyor.”

Evrenin yaradılışımız gereği böyle algılıyoruz, dediğimizde içinde yaşadığımız ortamın bir algılama temelli bir ortam olduğunu da kabul etmiş oluruz. O zaman insan beynine hızlı ve kayıpsız direkt bilgi aktarmak için kullanılacak yöntemler beynin mevcut algılama yöntemlerine bir müdahaleyi gerektirecektir. Bu yüzden ilk önce beynin mevcut algılama ve bilgi depolama sistemlerini incelememiz gerekir.

-         Beynin Basit İletişim Sistemini Yanıltmak 

-         Çözülebilen Sistemler, Kopyalanabilir ve Yönetilebilir Olurlar

 Gördüğümüz her şey bir algılama bir yanılsama olduğuna göre içinde yaşadığımız Evren bakış açımızı da tekrar gözden geçirmemiz gerekir.