|
| |
B A S I N D A N
| Tayfun Talipoğlu |
Kitabın
adı yok....
Elimde Aydın
Türkgücü’nün kitabı var.
Ön kapakta adı
yok.
Arka kapağın dış
sağ alt köşesinde de fiyatı yok.
“Adını siz
koyun” diyor. “Fiyatını da...”
“Tabii, önce
okumak gerekiyor,” diye sürdürüyor konuşmasını.
“Düşünün; bir
kitap alıp okudunuz, beş para etmediğine karar verdiniz. Ne olacak?
Kitabın başarısı, pişmanların çıkarılmasıyla bulunur.”
Tartışmamız,
büroma gelip kitabını bırakışı, tanıtması....
Hepsi de
olağanüstü hızlı gelişti.
Bir o kadar da
şaşırtıcı.
Ve doyumsuz.
Kitap da öyle.
Kutluyorum ve bulursanız mutlaka okuyun istiyorum.
Aydın Türkgücü,
düşüncelerindeki aykırılık gibi gelen ama çoğu gerçek olan
söylemleriyle hepinizi bir anda altüst edecek eminim.
Kendi sorularını
kendi cevaplıyor. Çok da başarılı bu konuda.
Bize pek bir şey
kalmıyor.
Örneğin, “kitap
nedir” sorusunun tam kırk sekiz yanıtını vermiş.
Kırk dokuzuncuyu
arıyor, yine o kırk sekizin içinde buluyorsunuz.
Çok şey var bu
kitapta.
Çok şey var
Aydın Türkgücü’nde.
O’nu, Türk
okurunun dikkatine sunuyorum.
“Medyanın
dikkatine” diyorum.
Türkiye’de
20’nci çağın sonunda Montaigne’i yakaladık gibi geliyor bana.
Aydın’ın
deyimiyle bu kitap “açık büfe”.
Seçin ve
istediğinizi alın.
Kitaba
ulaşabileceğiniz numara
|
| Ayşe Arman |
Hangi Montaigne?
Tayfun Talipoğlu yazmıştı, kitabın
adı yok diyerek...
Ön kapakta herhangi bir kitap adı
olmayışını kastederek...
Arka kapağın dış sağ alt köşesinde
de fiyatı yok diyordu.
Adını fiyatını da bizim koymamızı
istiyordu.
* * *
Buraya kadar insan ilginç bir şeyle
karşılaşacağını sanıyor.
Meraklandırma kurgusu fena değil.
Yakalanıyor insan.
Bir de üzerine ağır iddialar
eklenince...
Bir şey var Aydın Türkgücü’nde.
Onu Türk Okurunun dikkatine
sunuyorum.
Medyanın dikkatine diyorum.
Türkiye’de 20. çağın sonunda
Montaigne’i yakaladık gibi geliyor bana...
* * *
Montaigne adını duyunca, bir Türk düşünürünün Montaigne ile
kıyaslandığını okuyunca insanın içi fena oluyor.
Oleeey!
Nihayet düşünmeye yönelik bir alanda
Batılılarla rekabet ediyoruz diye düşünüyor elinde olmadan.
Demek ki, Aydın Türkgücü adında bir
Türk düşünür Montaigne’e rahmet okutacak kadar ileri denemeler
yazmış...
* * *
Amaaaa...
İşte bu son eylemi yapınca...
Yani kitabı okumaya başlayınca...
Hocasının Nostradamus olduğunu
öğrenince...
Yıkılıyorsunuz.
Eskilerin sükutu hayal dedikleri bu
olsa gerek.
Bence Hayal kırıklığı!...
* * *
‘Beni sana iten sensizlik mi,
yalnızlık mı?’
A.
Seni seviyorum.
B.
Bende.
Bu konuşmada ‘seni seviyorum’ lafına
B’nin ben de demesi ‘ben de seni seviyorum’ demesi değil midir?
Doğrusu:
A.
Seni seviyorum
B.
Ben de seni seviyorum
“Benim kadınım beni bana mecbur
etmemeli”
“Yaptığım hataların bedeli yerine
yaptığım iyiliklerin mükafatı olacak insanlara ulaşmak istiyorum”
Atatürk’ün son sözü “Aleyküm Selam”
olmuş. Şimdi soruyorum “ Aleyküm Selam” ne zaman söylenir? Biri size
“Selamün Aleyküm” dediği zaman...Bilmiyorum daha fazla açıklamaya
gerek var mı?
* * *
Yok. Daha fazla alıntıya da, daha fazla açıklamaya da gerek yok.
Aydın Türkgücü’nde her şey olabilir ama Montaigne’lik asla.
Nasıl böyle kıyaslamalar yapabiliyorlar, anlamak mümkün değil.
‘Abartınız efendiler, abartınız/Bu han-ı iştiha sizin’
Tamam, belki Montaigne’i filan karıştırmasanız bu kitabı
okumayacağız ama siz de neye kefil olduğunuzun farkına varın biraz.
Müteselsil borçlu demek kefil (öyleymiş yani)...
Demek ki biz hesap sormak için Aydın Türkgücü’nü bulamazsak, Tayfun
Talipoğlu’na gideceğiz.
Ve diyeceğiz ki, ‘Siz böyle böyle şeyler yazdınız bu kitap
hakkında...Ne demek istediniz? Bizi sersem mi sandınız?
* * *
Gerçi Montaigne, ‘akıllı insan herkesten öğrenen insandır’ demiş
olsa bile Aydın Türkgücü’nü kastetmiyordu di mi?
Gerçi Montaigne aynı zamanda ‘kim kendini akılsız sayabilir’ de
demiştir, herkesin kendini akıllı zannettiğini bildiği için...Ama
bunu kibar biri olduğu için söylemiştir. Yoksa paranın da, imanın
da, aklın da kimde olduğu pekala bellidir. Bellidir de, bazen belli
değilmiş gibi davranmak gerekebilir.
Neyse, lafı uzatmanın manası yok. Aydın Türkgücü’yle kıyaslanmaya
kalkışılan Montaigne’den bir lafla bu tartışmayı bitiriyorum:
‘Başkalarının bilgisiyle bilgin olabilsek bile, ancak kendi
aklımızla akıllı olabiliriz.’
|
| Ayşe Arman'a Cevabım |
BASIN BÜLTENİ
07,03,1996
Sayın Ayşe Arman’ın 06,03,1996
tarihindeki şahsım ve kitabım hakkındaki yazısına cevap.
Kitabımı,
okumanız ve görüşlerinizi bildirmeniz için size yollamıştım. Okuyup
bilhassa köşenizde cevapladığınız için ayrıca teşekkür ediyorum. Bu
durumda her okuyucuma olduğu gibi, sizin de eleştirilerinize cevap
vermek istiyorum.
Yazınız
Montaigne’i çok seven iki insanın Montaigne’i paylaşma tartışmasına
dönüşmüş. Sayın Tayfun Talipoğlu, Montaigne’i seven ama
tabulaştırmamış biri olduğundan, onun seviyesine gelinebileceğini
hatta geçilebileceğine inandığı için böyle bir benzetmeyi yaptı diye
düşünmüştüm. Siz de ise, Montaigne’i, birinin geçmesi korkusunu
hissettim. Bunu da “Bir Türk Düşünürünün Montaigne ile
kıyaslandığını okuyunca insanın içi bir fena oluyor” sözünden
anlıyorum. Çünkü, insanın içi kötü bir olay karşısında ‘fena’, iyi
bir olay karşısında ise ‘hoş’ olur.
Yazınızda
Montaigne’in ‘Akıllı insan herkesten öğrenen insandır’ sözünü
kullanmışsınız. Bence bu akıllı olabilir, ama sadece almayı düşünen
bir bencil insandır, akıl bunun neresinde? Bence bunun doğrusu da
‘Akıllı insan herkesten öğrenen, sonra da bu öğrendiklerini
başkalarına öğreten insandır.’ (Shf: 83 Hamdım Piştim Yandım
Diğerlerini Yakmaya Çalışıyorum)
Kibarlığını
savunduğunuz Montaigne felsefesine ‘Akıllı insan herkesten öğrenen
insandır. demiş olsa bile, herhalde Aydın Türkgücü’nü kastetmiyordu
di mi?’ sözü nasıl uydu anlayamadım.
Bence en
önemlisi Montaigne bugün yaşasaydı bu kitaba kendisi ne derdi acaba?
(Shf:84)
Nostradamus’un
hocam olduğu konusuna gelince: (Shf:6) Bilgiyi eksik vermişsiniz,
çünkü onun bir üst satırında “Benden öncekiler otomatik olarak
hocamdır” sözü vardı. Bunun neresi yanlış anlayamadım? Montaigne de
hocamız değil mi?
“Beraber
olduğunuz insanları annenizi / babanızı / kardeşlerinizi /
sevdiklerinizi / çevrenizdekileri aşağılaya aşağılaya aşağılık
insanlarla, yükselte yükselte de özel insanlarla beraber olursunuz”
(Shf: 75)
Size göre doğru
veya yanlış düşünmeye çalışan ve bu düşüncelerini diğer insanlarla
paylaşma cesaretini gösteren insanlarımıza ve bu insanlarımıza
destek olmaya çalışan insanlara bu şekilde saldırarak düşüncelerin
yenilenmesine engel olmaya çalışan insanlar durumuna düşmüyor muyuz?
Kitapçılara
gittiğim zaman felsefe reyonlarındaki yazar istilasından rahatsız
olan bir insanım. Yüzyıllar önceki düşünürlerimiz ve yabancı
düşünürlerle idare ediyoruz. Bu kötü durumu değiştirmek amacıyla,
ben de, ben ne yapabilirim sorusuna da hizmet eden kitabım da! Sizin
belirttiğiniz güzel alıntıların dışında kitap dört konuda ilk
olmuştur. Kitabın güzel yönlerini anlatan basın bültenimi sizin
adınıza tekrar yolluyorum. En içten sevgilerimle.
Aydın TÜRKGÜCÜ
|
|