|
|
|
|
Anıtkabir = AnıthapisHayatı
özgürlük mücadelesiyle geçmiş, “İstikbal
göklerdedir” diyen bir insanın dört
tarafını dev beton parmaklıklarla çevrili,
gökyüzünün beton bir tavanla kaplı
olduğunu düşünün. İşte biz
tarihlere sığmayan Atatürk’ümüzü dört
tarafının beton parmaklıklarla gökyüzü betonla kaplı bir mezara gömdük.
Ben bu mezarın Atatürk’e uygun olmadığını düşünüyorum. Bu
görev bana verilseydi eğer yine aynı tepeye aynı mezarı etrafı tamamen açık
olarak yapar. Müze ve diğer tesislerin hepsini tepenin içine gizlerdim.
Tarihteki Türk Devletlerini temsilen mezara giden 16 adet tıpkı güneş
ışıkları gibi planlanmış yollar, yollar arasındaki boşluklara bol
miktarda ağaç dikerdim. İnsanlarda
altı/üstü, dört bir tarafı betonlar arasından değil de ağaçlar arasından
Atatürk’e ulaşırlardı. Gündüz veya gece gökyüzünden bakıldığında
da yaşarken olduğu gibi öldükten sonrada etrafına güneş gibi ışık saçan
bir insanın mezarına baktıklarını hissederlerdi. İşte benim içimde
hissettiğim ve örnek aldığım Atatürk’e uygun gördüğüm gönlümdeki
anıtkabir bu şekildedir. “Atam
İzindeyiz” değil “Atam Yanındayız” (Biz,
bizden önce gelenlerden ileri gitmek için geldik) Atatürk’ü neden seviyorsunuz? diye sorsanız. Genelde “Yurdumuzu düşmanlardan kurtardı”, “devrimler yaptı”, “bize bugünkü hayatı sağladı” gibi minnettarlık cevapları alırsınız. Yaşadığı
ihanetlere, yalnızlığa, baskıya karşı yılmamış-yıldırmamış, kendine
ve çevresine sevgisini kaybetmemiş, görevini hiç bir zaman kötüye
kullanmamış-kullandırtmamış. Fikirlerine önce kendisi sarılmış, savaşta
ve barışta hep fikirlerinin en ön saflarında ve askerlerinin önünde olmuş,
kimsenin eteğini öpmemiş-kimseye de eteğini öptürtmemiş, ölüm döşeğinde
dürüstlüğünden, mertliğinden, sevgisinden yani insanlığından taviz
vermemiş bir insan. Atatürk, tarihte düşmanlarının bile saygısını
kazanabilen ender insanlardan birisidir. Tüm konuları olduğu gibi bunu da askerleriyle paylaşmış
ve Çanakkale savaşlarından sonra tüm dünya Atatürk ve Mehmetçik’lerin
önünde saygıyla eğilmiştir. İnanıyorum ki sadece iç ve dış düşmanları değil, başarısızlık
bile onun karşısında saygıyla eğilip, isteyerek yerini başarıya bırakmak
zorunda kaldı. Mustafa Kemali
tanıdıkça onun kendisine karşı ve çevresine karşı olan insanlığına da
hayran kaldım. İnanın o fikirlere ve o
yaşam tarzına sahip bir insan başarısız bile olsaydı ben yine de severdim. “Atam İzindeyiz.....” diyen bir insan “iz takip eden” geride kalmış bir insandır. Geridekinin ileridekine ciddi bir yardımı olmadığı gibi öndekine de ayak bağı olacağı kesindir. 1938 yılında en önde olan Atatürkçülük fikirleri, Atatürk’ün ölmesiyle durmuştur. Yıllarca da “Atam izindeyiz” diyenlerin Atatürk’ün yanına yetişip omuz omuza çarpışması beklenmiştir. Atatürk’ün yaşarken mezara koyduğu yobaz fikirler o öldükten sonra savunmasız kalan Atatürkçülük karşısında yeniden canlanıp Atatürkçülük fikirlerine yetişmiş, hatta daha da genişlemişlerdir. Bugün bile; Atatürk’ten 50 sene sonraki Atatürkçüler 1938 yılında durmuş fikirlere ve anlayışa 50 yıl içindeki teknoloji ve bilgi artışına rağmen hala yetişememişlerdir. “Atam izindeyiz “ derken adeta “Atam izindeyiz, merak etme yetişeceğiz” der gibidirler. Ben ise “Atam şimdilik yanındayım, yakında seni geçeceğim” diyebilenlerin Atatürkçülüğü, 1938 yılında saplanıp kaldığı çamurdan kurtarıp kısa zamanda hepsinin önüne geçirebileceğine inanıyorum. Bu düşünce Atatürk’ü küçümseme değil, onun başarılı öğretmenliğinde yanına yetişip onun manevi varlığıyla ileriye yürümektir. Bütün öğrenciler hocalarını geçmek için eğitilmelidirler. Atatürk’ün hayatını incelediğinizde özellikle gençlere, devamlı kendisinden ileri gitmeleri gerektiğini vurguladığını görürsünüz. Lider; fikirlerin maddi ve manevi komutanıdır. Komutanın
olmadığı yerde, komutan fikirlerdir. (Exit,
Aydın Türkgücü, Ben Hazırım Başlasın,
s. 34) Aydın TÜRKGÜCÜ
|