Karanlıktan aydınlık merdivenlerle çıkarken son basamak bizden  

 

                                            

Türkiye ve Yunanistan’ı doğa birbirine yaklaştırıyor. İster ilahi ister doğal bir uyarı deyin. Ve toplumlar gereken mesajı alıyor.

Marmara depreminden 3 hafta sonra Atina felaketi yaşadı. Dün Çanakkale ve çevresi 5.1 şiddetinde bir depremle sarsıldı. Büyük depremle oluşan kırılmadan etkilenen jeolojik yapı yerine oturana kadar aynı kaderi paylaşmaya devam edeceğiz. Korkunun terbiye edici etkisi mi, yardımlaşma duygusunun faziletli dayanışması mı; ne derseniz deyin, göz yaşartıcı şeyler oluyor. Kıtaları birbirine iten güç, insanları da birleştiriyor.

AKUT, iki halk arasında oluşan gönül köprüsünün Türkiye ayağına inşa ediyor. Yunan ekibi Marmara depreminde görevini yapmıştı. Yunan gazeteleri “Biz yaşamın dilini konuşuyoruz, politika politikacıların işi” diyen Türk ekibinin, Yunanlı askerlerle birlikte verdikleri çabanın, Yunan halkının hafızasından asla silinmeyeceğini yazdılar.

Ankara’daki Yunanistan Büyükelçiliğine dün meslek sahibi bir Türk genci gitti. Bilgisayarcı Aydın Türkgücü’nün elinde Atina’daki depremzedelere  ulaştırılmak üzere vermek istediği 100 milyon lira ve duygularını döktüğü mektubu vardı..

Mektupta, iki kutsal kitaptan iki alıntı:

“Allah, iman edip hayra ve barışa yönelik işler yapanları, altından ırmaklar akan cennetlere koyacaktır.” (Kur’an-ı Kerim)

“Komşunu kendin gibi seveceksin.” (İncil) Ve iyi dilekler.

“Yaradana giden yol evrensellikten geçer.. Maddi ve manevi varlığımızla yanınızdayız. Beraber yaşadığımız acılarımızdan sonra beraber yaşayacağımız mutluluklarımızı paylaşmayı diliyorum..” Siyasetin buzlarını deprem kıramaz. Ama dostluğun sıcaklığı eritir. Türk ve Yunan halkları hep savaşların tarihini yazdı ve yaşadı. Artık geçmişin ve depremin enkazından geleceğin kardeşliğini çıkarıyorlar. 

Güngör Mengi 10.Eylül.1999