Karanlıktan aydınlık merdivenlerle çıkarken son basamak bizden  

 

Vergi Yasasını Çıkaranlara Mustafa Kemal’in Nasihatı

Hani hep deriz ya keşke falanca olsaydı da bunlarla başa çıksaydı diye. Ne kadar acıdır ki bu günün yöneticilerinden umudu kesip geçmişti hasretle anmak.

Bende bu günün Atatürkçü parti başkanları* ve yöneticilerine en büyük öğretmen Mustafa Kemal ile o dönemin maliye bakanı arasında geçen bir olayı hatırlatmak istiyorum.

“Her zaman halkını yakından izleyen Gazi, bir yurt gezisi sırasında tarlada sabana öküzü yerine kendini koşmuş bir köylüye rastlar ve “Neden sabanı kendin çekiyorsun” der. Köylü de “Vergimi ödemek için öküzümü sattım” der. Gazi köylüyü de yanına alıp Ankara’ya döner. Akşam yemeğine maliye bakanını çağırır. Köylü de aynı masadadır. Maliye bakanına “Vergilerin durumu nedir? Halk ödeyebiliyor mu?” diye sorar. Maliye bakanı da “Ödüyorlar herhangi bir problem yok” der. Gazi maliye bakanını vergisini ödemek için öküzünü satıp kendisini sabana koşan köylüyle tanıştırır ve “Köylümüze öküzünü sattırarak mı vergi topluyoruz?” der. 

Yasaları hazırlayan ve imzalayan yöneticiler; başarı veya başarısızlığınızı türbelere giden insanların sayısındaki artıştan anlayabilirsiniz. Türbelerde istenen şeylere biraz dikkat ederseniz genelde çalışarak alınabilecek ev, iş, araba vb. maddi şeylerdir. Mevcut sistemde çalışarak normal yoldan bunları alabileceklerine olan inançlarını kaybetmişlerdir.  Birinci görevi toplumsal hayatı düzenleyerek, paranın adaletli dağıtımını yapmak ve halkını hayallerine ulaştırmak olan görünen devletten umudu kestikleri için görünmez devlete sığınmaktadırlar. İnsanlarımız parasızlık yüzünden tedavi olamıyor, ev alamıyor, araba alamıyor, evlenemiyorlar. İşte bu noktada, devletin başarısızlığı türbelere dilek için gidenlerle doğru orantılı oluyor. Sonuç olarak ta “Görünenlerden umudu kesen insanlarımız, görünmezlere sığınıyor”

 Atatürk’ün yukarıdaki tavsiyesine uymayanları yakında türbelerde görünmez devletten bir şeyler dilerken görürsem şaşırmayacağım.

 Sevgilerimle

Aydın TÜRKGÜCÜ

* Bu günün parti yöneticileri “lider” değil “parti başkanıdırlar.” Yıllardır yurt içindeki muhalif rakiplerini yenememiş olan parti başkanlarımızın, dünya siyasetine yön veren yabancı ülkelerin tecrübeli kurt politikacılarıyla başa çıkmaları imkansızdır.

Lider tanımı içinde ne yazık ki binlerce yıl önce yaşamış ünlü düşünür Platon’dan bir  alıntı yapıyorum; “Devlet yönetmeye kalkan insan o kadar üstün olmalıdır ki,  yanındakiler ona rakip olmayı düşünmemeli; ne kadar aşağıda bulunduklarını görüp ona yardımcı olmalıdırlar. (Sn. Fatma Paksüt, Platon ve Platon Sonrası, 1980, s.34)