Karanlıktan Aydınlık Merdivenlerle Çıkarken Son Basamak Bizden     

 

 

Bir Devleti Çökertmenin veya Bir Milleti Yok Etmenin Yolu

1. Halkı yaşamadığına inandıracaksınız.

2. Halkın devlete olan güvenini yıkacaksınız.

Bunları yapmanın yolları ;

Gazete ve dergilerde kısaca medya da devamlı jet sosyetenin hayatını halka göstererek onları yaşamadıklarına inandıracaksınız. Böylece sokaktaki vatandaş yaşadığı hayatı, evini, giysilerini, karısını kısaca her şeyini gördükleriyle karşılaştırıp yaşamadığına inanacak ve umutsuzluğa kapılacak. En önemlisi onlara özenmeye başlayacak herkesin yaşamak istediği ama normal yollardan asla yaşayamayacağı hayatla medya sayesinde iç içe yaşayacaktır. Bunun sonucu olarak da aşağıdakilerden birini veya bir kaçını seçmek zorunda kalacaktır;

a. Halini kabul edecek ve inançlarına sığınıp onları görmezlikten gelecek (İnanç suça engel oldu)  veya  oralara  namusuyla ulaşmak için çok çalışmak gibi bir karar alacak (İnanç çalışarak ulaşma amacını sağladı), 

b. İdeolojik veya dini fikirlerin arkasına sığınarak saldıracak (İnanç veya ideoloji yanlış kullanıldı),

c. Onlar gibi yaşamak için yasa dışı yollara başvuracak (İnanç kesinlikle yok veya çok zayıf),

d. Gördüklerine sinirlenip  kendi etrafına saldıracak. (inanç yok ama varmış gibi gözüktüğünden  yeterince sakinleştiremiyor),

Aslında yukarıdaki soruna karşı seçilecek olan şıkkı devlet belirlemektedir. Eğer devlet halkın parasının çalınmasına, ona buna peşkeş çekilmesine seyirci kalır, en önemlisi, devlet adamları buna öncülük ederse vatandaş da “Eğer birinin akrabası değilsen, paran yoksa, hayali ihracat, rüşvet yolsuzluk gibi yollara da sapmayacaksan o hayatı yaşamak mümkün değil Yapanlarında yanına kar kalıyor. Ne Allah nede devlet cezalandırmıyor” diyerek genelde  (c) veya (d) şıkkını seçecektir. Aslında insanlar Allah’ın bu duruma dur demesini isterler ve cezalandırma da beklerler. Fakat bazen Allah’ın adaleti onların beklediği süreden daha uzaktadır. Onlar bunu bile beklemeden durumdan görev çıkartıp, Allah inancına ters düşerek onları cezalandırmak için Allah adına saldırıya başlarlar.

Allah’ın yeryüzündeki  adaletini de aslında devlet yerine getirir ve suçluları cezalandırır. Devletin adaleti yoksa milletinde inancı yoktur. Dolayısıyla fren sistemi olmayan halk yoldan çıkacaktır.

Sonuç olarak devlet ve medya elele vererek umuda ihtiyacı olan insanları, fakirliğine rağmen dürüstlüğünü kaybetmeyen insanların sayısını her gün biraz daha azaltmaktadır. Ülkede meydana gelen yolsuzluk,  hırsızlık, fuhuş gibi birçok suçun en büyük sorumlusu bu durum da devlet değil midir?

Hükümetler bugün halka bir sürü vaatlerle "bu vergileri ödeyin, bu zamlara ses çıkarmayın düzeliyoruz, bu son kez oluyor demiyorlar mı?" Böylece de halkın umutlarıyla oynamıyorlar mı? Sonuçta da  kaybedecek Bir şeyi olmayan insanların sayısı her geçen gün artıyor. Zengin düşmanlığı başlıyor” (Aydın Türkgücü, İsimsiz Kitap, s.38-39)

Gazetelerin hafta sonları ücretsiz olarak verdikleri ve toplasanız sadece 1000 kişinin yaşadığı hayat tarzlarını içeren magazin dergilerinin yayınlanması, yetmiş milyonun inanç sistemini ve toplumsal huzuru olumsuz yönde etkilemektedir. Bunun sonucunda 1000 kişinin hayatı Yetmiş milyonunun hayali olunca, yaşamadığına inanan ve yaşamak için her şeyi yapabilecek fertlerin oluşturduğu bir topluma dönüşüyoruz.