|
|
|
|
Bilgisayarın adı : Matrix (Tanrı)
- Oyunun Adı :
Dünya “Sistemi çözen sistemi yönetir. Önemli olan sistemi çözmek
değil, çözdükten sonra ayakta kalabilmektir.” Diyerek, tüm okuyucularımı
kitabın üzerinde yaratacağı şoklara karşı universal sigorta tarafından
sigortalamıştım. Çünkü içinde yaşadığımız dünya (Sistem) gücünü
çözülmemişlikten almaktadır. Bu belirsizlik durumu için, bilim
adamlarının karşılaştıkları belirsizlikler
için kullandığı quantum (belirsizler) mekaniğini kullanmalıyız. Ancak konu soyut olduğundan üretilecek
senaryolar kişilerin geçmişleri ve geçmişlerinin bilinç altlarında yarattıklarıyla
bağlantılı olacaktır. (Örnek: Şeytan’ın Avukatı filminde; son sahnede
intihar eden oyuncunun oyuna
kaldığı yerden yeni bir şansla devam etmesiyle intihar desteklenmiştir) Matrix filminde de bunun olumsuz bir örneği
görülmektedir. Morpheus “ Bir önceki seviyenin gerçekliğine takılanlar
yeni seviyeyi kavrayamamaktadır.” der. Senaryoda bir önceki seviyenin gerçekliğine
takılıp kalmış bu yüzden silahlar ve mücadele bir önceki seviyeden
seçilmiştir. Birinci bölümde sanal ortamın güzel bir tanımıyla başlayan
film ikinci yarıda, Vietnam filmlerindeki düşmana tutsak düşen, arkadaşın
kurtarılması için bol vurdulu kırdılı beyin gücü yerine ilkel insanların,
ilkel silahlarla ve iyi kavga edenlerin kazandığı
vücut gücüne dayalı bir mücadeleye dönüşüyor. (Filmin ikinci yarısı
Malkoçoğlu Cüneyt’in kılıçla padişahın kızını kurtarmak için tek
başına Bizans'a gidip kılıcıyla bütün Bizans ordusunu öldürüp Bizans'ı
ele geçirmesini hatırlattı) Bence aynı senaryo şöyle bir temele
oturtulmalıydı. Bu gün
itibariyle bebek anne rahmindeyken bazı fiziksel hastalıkları tespit edilip,
doğmadan ameliyat edilebiliyor veya anne babanın onayı ile doğmamasına
karar verilebiliyor. Daha ileri bir zamanda bebeğin beynini sanal ortamla bütünleştirebildiğimiz
bir gelecekte. Bebeğe yükleyebileceğimiz senaryolar ile bebeğin ruhsal
testlerini de yapıp ruhsal ve bedensel bir yeterlilikle doğuma karar
verilebilecektir. Burada,
bebeklerin hangisinin doğacağına karar veren sanal ortam bilgisayarının adı
: Matrix, oyunun adı : Dünya version 19.0 olacaktır. (19. Yüzyıl = 19.
Seviye) Bebekler arasında mücadele sonucunda kazanan
seçilmiş olacak ve milyonlarca aday bebek (sperm) arasından en dayanıklısı
olarak doğmaya hak kazanacaktır (Rahme düşecektir.) Morpheus bebekleri eğiten
bir öğretmen olmaya devam edecek ve adaylar eğitim sonrasında sınava tabi
tutulacaklardır. Ben kitabımdaki senaryonun sonun da “Ben hayatı doğmadan
önce doldurduğuma inandığım sanal ortam başvuru formuna göre kırılma
noktalarımın tespit edilebilmesi için yaratılmış sanal bir ortam olarak
kabul ettim. Bu yüzden her yeni güne “Ben Hazırım
Başlasın” sözümü yazdığım sokak kapımı açarak başlıyorum.”
(s.185) diyorum. Matrix
filmindeki sanal ortamla ilgili yapılan mantık hataları (Filmin
başarısı, filmde açıklanmamış sorunun azlığı ile doğru orantılıdır) Sanal
:
Var gibi görünen aslında, olmayandır. Bilgisayar ekranındaki görüntüler
sadece ekranda iken vardırlar. Onların bilgisayar hafızasındaki karşılıkları
1 ve 0’lardan oluşan bir sayı sistemidir.
Bilgisayar oyunlarında bilgisayardan habersiz hiç bir işlem yapamazsınız.
Çünkü sanal ortam onun ortamıdır ve onda bedenlenir
ve onun bir parçası olursunuz.) Bu durumda; 1.
Neo'ya
yerleştirilen dinleyiciyi bilmelerine rağmen Neo’nun evindeki matrix’e ait
olan ve dinlenen telefonda neo'yla buluşmak için adres verildi. (Film boyunca
matrix ortamda bütün konuşmalarında isim ve yer kullanmama gizliliğine
uyulmadı.) 2.
Morpheus
ile ilk buluşma matrix ortamında yapıldı, Morpheus matrix her yerde ve şu
an bu odada, pencereden gördüklerin gibi tanımlar yaptı. O zaman bu gizli görüşme
Matrixten habersiz nasıl yapılabildi. (görüşme çok sakin geçti, sanki
matrix hiç farketmeyecekmiş gibi) 3.
Neo
tek başına Matrixte kaldığı anda kaçarken sıradan bir insanın
telefonuyla kendi santralini arayabildi. Herhalde Matrixten habersiz bir dış
hat olamazdı. 4.
Neden
merkeze direkt bağlı ve temiz hatlı cep telefonu yerine, sanal ortamdaki
sabit telefonlardan çıkış yapılamıyor.
5.
Sanal
ortamda üretilen ajanlar, insandan daha yavaştır dendi. Oysa sanal ortama
giren insanda sanal bedeniyle sanal ortamın sınırlarına indergenmiş olacaktır.
6.
İsyancıların
telefonu açılınca direkt olarak santraldeki operatörü arıyordu. Oysa
Kahine giderken köstebeğin açık olarak çöpe attığı telefonu operatör
fark etmedi. 7.
Neo’yu ilk sorgulamasında ağzını işlemez duruma getirerek işini
kolayca halleden ajanların. Tekme tokat kavgaya girmesi çok komikti. (Belki bu
yönetmene göre matrixin insanlara özenmesinin bir sonucudur) 8.
Belki de en önemli çelişkilerden biri; Morpheus “Biz insanlığı
matrixten kurtarmaya çalışıyoruz” demesine rağmen, a.
Filmin başında kız normal polislerin elinden kaçıp
kurtulabilecekken polisleri öldürmesi. b.
Morpheus'u kurtarmak için binaya giderken girişteki masum polisleri
katletmeyle başlayan kurtarma planları anlaşılır gibi değil. (Filmin pek
çok yerinde olduğu gibi ) c.
Çatışma sırasında düşmanının önünde yelpaze gibi dönerek
takla atmak hedefi küçültmez büyütür. Yani daha kolay vurulursunuz. (Ama
senaryo sizden tarafaysa polislerin yapacak bir şeyleri olamaz) 9.
Matrixten çıkış yerlerine duvarların örülmesi, telefon kablolarının
kesilmesi yine bir önceki seviyenin basit savaş tekniklerinden biriydi. Bence
kendi sanal ortamlarında ki gibi matrix görüntüyü dondurarak, kargaşayı
engeller ve mücadele burada devam ederdi. 10.
Devamlı ajanlarla mücadele edildi ve bütün kararları ajanlar aldı. Böylece;
a. Matrix ajanlara
indirgendi ve matrix’in temel yapısıyla ilgili bir mücadele yapılamadı. b.
Matrix insanları pil yapıp geçimini ve yaşamını sürdürmeye çalışan
bir mantığa indirgendi. c.
Trinty helikopter yanındaki mücadelede ajanı kafasından vurunca,
ajan o an için etkisiz hale geldi daha sonra başka bedende canlandı, aynı şey
Morpheus’u kurtarırken ajanların mermi yağmurundan kaçamadıkları için
vurulmalarında da yaşandı. Oysa Neo ile ajan Smith’in ikili mücadelesinde
silahları birbirlerinin başına doğrultulduğu sırada, vurulsa bile hemen başka
bedende canlanma ihtimaline rağmen ajan
insancıl korkularla tetiği çekemedi. Zaten
senaryo filmin sonunda “Nasıl biteceğini bilmiyorum” sözüyle teslim
oluyor
|